Cumartesi..
Çok uzun bi’ aradan sonra dershane tatil. SBS mi ne varmış… Hafta boyunca ne yapsam nasıl değerlendirsem diye düşündüm bu güzel cumartesi gününü… Bakırköye gider takılırım diye düşündüm “olmadı bi’ de sinema yaparım” diyodum. Hea bi de elif’in tavla öğretme sözü vardı. Uyarsa bugün hallederiz diyodum.. Beylikdüzüne gidebilirdim..
Ama n’aptım? Boş boş oturdum evde… Kelimenin tam anlamıyla ‘boş’ bi gündü…
Bugünün tatil olduğunu düşündüren tek şey 10’da kalkmış olmam…
Sinir, stress hat safhada… ÖSS yaklaşıyo ama bende hala tık yok… Korkuyorum ama bi’şey yapamıyorum bu korkuyu gidercek…
Okul her zamanki gibi bir lise öğrencisinin son senesi ancak bu kadar dolu dolu(!) geçebilirdi… Olsun… Büyüyünce(okul bitince) unuturuz dimi… Kolay unutulcak şeyler yaşananlar zaten.. (Ne diyorum ben? -Hiç..)
Hea bu arada 18 Mart programında şiir okuma ihtimalim var şimdi 2 şiir var elimde çalışcam biraz bakalım okurum inş.
Bugün ‘Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi’ ya da ‘Umut’a gitmek istiyodum aslında bunu da erteledim diğer herşey gibi… Bakalım ne zaman gidebilcem ya da gidebilcek miyim…
Zaman çok hızlı geçiyor… Bugünler geri gelmez bi’ daha farkındayım… Bi’şeyler yapmalıyım bunu da biliyorum… Ama nereden başlasam.. Bilmiyorum… Bi’şeyler yapmaya çalıştıkça daha bi batıyorum sanki…
Keşke önceki yazıda dediğim gibi iş tek bi’ kulaçla bitiyo olsa…
‘Guess I thought i’d have to change the world’‘
