İnsan Düşlerine Yakışmalı!
Bugün bi’ söyleşi vardı okulda..
Adnan ÖZER… Adını ilk defa bugün duymuştum giderken de öylesine gidiyo havasındaydım… Neyse kendileri geldi sıcak kanlı bi havası vardı… Sohbet muhabbet, soru-cevap, bi de okuduğu şiir… Bitti söyleşi… Beklediğimden çok daha sağlam bi adammış.. ama söyleşide en çok etkilendiğim söz başlıkta yazan işte…
“İnsan Düşlerine Yakışmalı!”
üzerinde düşünmek lazım bence…
bu arada dünkü yazıda belirttiğim üzere hastalandım… dokunsalar ağlarım modundaydım… başım çatlıyo hala… yarın da deneme var napcaz…
“özledim sesini…
ne olur konuş…”
bla bla bla
“Güzel günler…
Bizi bekler…”
biz seninle kardeş değil miydik?..
aklma gelmişken;
neyse… sevemedim vedaları…
Güneşi Gördüm…
Uzun zamandır bi’şeyler yazmak istiyordum ama fekat lakin gelin görün ki Pazartesi, Salı yurtta kaldım dün eve döndüm yazacaktım ama evimi çok özlemişim(ya da ev diye genellemiyim direk yatağımı) eve geldim pc’de 10 dk takıldıktan sonra uyudum 9da uyanıp yemek yedim çay içtim ve uyudum sabah 7de uyandım duş traş mraş bi ders de geç kaldım. Tabi demokrasisınavına çalışmadım doğal olarak soruların elimde olması ilgi çekici olan tarafı durumun. Neyse böyle işte çok yorgunum hala ve sanırım hastayın 3-4 bardak nane limon işe yaramıycak olursa yarın okulda durmadan burnumu çekicem…
Gelelim konuya… Pazartesi yine Airporttaydık ‘Güneşi Gördüm’e gittik özenle.. Açıkçası filme giderken tereddütlerim vardı ‘Mahsun Kırmızıgül’ nasıl olur ki filan diye Beyaz Melek’i de izlemediğim için bu tereddütüm daha bi artıyodu.. Neyse film başladı ilk sahneden görüntülere bak bea dedim… Film acayip sardı… Doğulu olmam da etken olacak ki gözümü kırpmadan izledim “ne kadar doğru demiş”, “bazı kendini bilmezler izlemeli bu filmi” gibi düşünceler geçti aklımdan. Ayrıca yapılan eleştrileri okumuştum daha önce çok fazla şey anlatmak istemiş konu dağılmış gibi eleştiriler vardı. Bence alakası yok hiç bi yerini kaçırdığımı sanmıyorum… Benjamin Button’da gözlerim doldu demiştim. Bunda gayet ağladım… Filmden çıktığımda o kadar yoğun duygular içerisindeydim ki nasıl anlatabilirim b u filmi dedim bi’şeyler kurguladım ama üzerinden zaman geçince onlar da uçtu gitti… İçimden “keşke insanlara izlediğimde hissettiğim şeyleri hissettircek kadar güçlü bir kalemim olsaydı” dediğimi hatırlıyorum. Hea unutmadan film bittiğinde bazı yazılar çıkıyor perdede insanlar o yazıları beklemeden ayaklandğından okumakda güçlük çektik oysa o yazılar filmde en önemli yere sahipti bence… Salonu yavaş yavaş terkederken arkadan birinin filmde geçen 2-3 güldürücü sahneden birini tekrar edip kakaka kikiki gülmesi çok enteresandı… “sen anca bunu anlarsın bu filmden” demeden edemedim…
Vel Hasl-ı Kelam gidin izleyin hatta mümkünse yorumunuzu paylaşın…
bunun dışında ne var ne yok diye soracak olursanız(ki sormazsınız biliyorum);
okul aynı… dersane aynı… balo işi halledildi sanırım hisarüstüne karar verildi(son gerilmeleri yazmıyorum çünkü bu yazıda geçmeye değer deil…) seçinler yaklaşıyo bi kaç gündür fotoğraflamayı düşündüğüm bi şey var hep unutuyorum minübüsle yenibosnaya giderken bi yerde yol boydan boya bayraklarla kaplı sanki bi tünelden geçiyo gibiyiz. Enteresan olan bu değil tabi, alıştık. enteresan olan CHP, DSP, AKP, SAADET, MHP bayraklarının üstüstebinmiş kardeş kardeş sallanıyo olmaları… =)…
eminim unuttuğum şeyler olmuştur aklıma geldikçe yazarım…
sürç-ü lisan ettiysem özür dilerim =)
“güzel günler…
bizi bekler….”
sonsuza…
Denizin ortasında bir tekne
İçinde sallanan bir aşk,
Yatıyor bir sağa bir sola,
Kaçınılmaz bir son,
Direnmeden alabora…
Gömülürken sulara mahzun tekne,
Etrafa dağılır emektar kürekler,
Ve anılar, sürüklenir gider,
Dalgalar tarafından, başka sahillere.
Geride kalır bir liman…
Boş bir iskele,
Tekrar tekneye bağlanmayı bekleyen,
Çaresiz, üzgün halatlar…
Bugün deniz sakin gibi,
Gittiğimi anlamış sanki.
Bakma denize dikkatli,
Hırçın dalgalarda saklı gözlerim,
O coşkun sesindedir son sözlerim.
Vazgeçecek misin hemen?
Ben olsam ölene dek yolunu gözlerim.
Sanki bulanıklaştı deniz.
Dalga mı yapacak dersin?
Diyelim ki dalga yaptı,
Hevesle gözlerimi görmeyi bekler misin?
Son sözlerimi tekrar duymak ister misin?
Ya da bende geleceğim diye suya atlar mısın?
Atlama…
Çok uzaklardayım…
Dedim ya başka sahillere sürüklenir anılar,
Bensiz gideceklerini mi sandılar?
Bırak beni sürükleneyim,
Ta uzaklara kadar,
Bilirim içinde umut var,
Ama etrafın dört duvar,
Çık odandan git uzaklara,
Benim gibi kapıl dalgalara,
Bir gün bir dalga içinde,
Bir gün bir rüzgar sesinde,
Bir gün ıssız bir adada,
Ya da ıssız bir limanda,
Kal benliğinle baş başa,
Dalgalara da bakma,
Görme gözlerimi…
Benliğinle kal.
Sonsuza…
Fırtınaya kapılmasın gözlerin,
Beni de etme derbeder,
O zaman benliğin seni terk eder,
Sonsuza…
Bırak tadında kalsın,
Yaşananlar tufanlarda yansın,
Kül olsun dalgalarda,
Taşınsın uzak diyarlara,
Çıkmasın daha karşımıza.
Sonsuza…
Bir pesimistin göz yaşları!..
Sıkıntı var..
Sıkıntı büyük..
Öyle ki telefondan yazıyorum bu yazıyı..(bilmynler icn belrtym: telin tuşlara basmak ölüm)
Bugün büyük gün.. 18 mart Gülay Hoca, Nihal Hoca ve Nezir Hocanın katkılaryla hazırlanan programda Çanakkale’yi iliklerde hissetmemek mümkün değildi…
2 kez segilendi piyes, şiir, yazı vs. programı.. ilkini çok beğendim şahsen kendi şiirimi de iyi okuduğumu düşünüyorum.. Ama ikinci de aynı hava yok gibiydi.. Bilg. işleri yine bendeydi her zamanki gibi yine bi sürù arıza çıktı! ilki hadi neyse kurtardi ikincide çok kötü oldum.. Birileryle de atıştık mahfettm bazı şeyleri yalnız olsam oturur ağlardm.. işim biter bitmez arkadan çıktm aldm kahvemi havuz başına gctm aslında ordan yazcaktım ama int.de sorun çıktı.. Sıkıldım.. Uzuun zamandır böyle hissetmemiştim ‘dokunsalar ağlarım ağrısı feryat!’
bi şeyler yapmam gerektiğinin farkındayım.. nerden başlamam gerektiği konusundaysa tek fikrim yok..
Kötüyüm
Sıkıntı var…
Sıkıntı büyük…
( -niye buraya saçmalıyorum bunları? -nereye, kime saçmalıycam?)
gùzel günler..
bizi bekler…
(ümitvar olmalı mıyım?)
pff…
Özledim sesini…
Ne olur konuş…
