Gerçek Dost
Günümüzde kimsenin kimseyle uğraşacak hali kalmadı. Kimse bir arkadaşı için zaman harcamıyor. Birlikte yemeklere falan gidiliyor, ya da bir çıkar varsa birlikte zaman geçiriliyor, ancak hepsi bu kadar.
Gerçek dost, beni eleştirir. Arkamdan falan değil, yüzüme karşı. Hatamı açık açık söyler. Çünkü beni düzelmeye değer bulur. Risk alır aslında. Çünkü başkalrı söylemez bunu, o söyler. Gerçek dosttur, düzelmemi ister.
Söyledikten sonra çekip gitmez, beni yalnız bırakmaz. Destekler. En önemli bölümüdür desteklemek. Çünkü herkesten çok ona ihtiyacım vardır. Beni eleştirenin desteğine.
Ben ne yaparım peki? Beni eleştirenin beni değerli bulduğunu düşünürüm. Yoksa döner giderdi, ben niye durduk yerde kötü olayım gerek yok derdi. Bu yüzden dinlerim onu. Hemen savunmaya geçmem. Onun baktığı pencereden bakmaya çalışırım.
Hele çekip gitmiyor ve beni destekliyorsa, ömrümün sonuna kadar onu dost bilirim.
Ne kadar değer verirsek, o kadar değer görürüz.
Ne kadar seversek o kadar seviliriz.
Yıllardır yanınızda duranlar sizi hiç eleştirmemişse bir kez daha düşünün derim.
Gerçekten dost mu değil mi?
Aylin KOTİL | İnternethaber
Göl taşla buluştuktan sonra bir daha asla eskisi gibi olmaz, olamaz.
Bir taş nehre düşmeyegörsün, pek anlaşılmaz etkisi. Hafiften aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi. Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultuda. Hepi topu budur olduğu olacağı.
Ama bir de göle düşsün aynı taş… Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. O taş var ya o taş, durgun suları savurur. Taşın suya değdiği yerde evvela bir halka peyda olur; halka tomurcuklanır, ol tomurcuk çiçeklenir, açar da açar, katmerlenir. Göz açıp kapayıncaya kadar, ufacık bir taş ne işler açar başa. Tüm yüzeye yayılır aksi, bir bakmışsın ki her yeri kaplamış. Çemberler çemberleri doğurur, tá ki en son çember de kıyıya vurup yok oluncaya dek.
Nehir alışkındır karmaşaya, deli dolu akışa. Zaten çağlamak için bahane arar ya, hızlı yaşar, çabuk taşar. Atılan taşı içine alır; benimser, sindirir ve sonra da unutur kolaylıkla. Karışıklık onun doğasında var, ne de olsa. Ha bir eksik ha bir fazla.
Gel gelelim göl hazır değildir böyle aniden dalgalanmaya. Tek bir taş bile yeter onu altüst etmeye, tá dibinden sarsmaya. Göl taşla buluştuktan sonra bir daha asla eskisi gibi olmaz, olamaz.
Elif Şafak / Aşk (Önsözden…)
