aaah neşesi yeter….
Cumartesiden bu yana oldukça hareketli günler geçiriyorum.. =)
Uzun zamandır geçiremediğim kadar süpper bi haftasonu geçirdim… Uzuuun uzuuun anlatmak isterdim ama gereksiz geliyo şuanda bende kalması daha güzel ufak notlar geçeyim; 😀
@eskişehir
sabahın köründe eskişehir yollarına düştüm =)
otogarda bi’kaç dk bekletildim :X
ayça hanımlar geldikten sonra ona eskişehiri gezdirmeye başladım 😛 😀
Cafe’ler, Espark vs baya gezindik konuştuk eğlendik…
Oradaki asıl olay şuydu; gider gitmez ankara treni için bilet almıştım ancak ankaradaki arkadaşımdan ses cıkmayınca ve tren saati yaklaşınca iptal ettirmek zorunda kaldım :X iptal ettirdikten hemen sonra sakarya için bilet aldım… buraya kadar normal gibi görünüyo herşey ama gelin görün ki 40 dk sonra ark. aradı uyuyomuş da falan da filan da 😀 neyse ikna etti beni ankaraya geçmeye, hurra gar’a döndük(tabi bilet iade kısmındaki adam nooğlur aynı adam olmasın diyoruz bi yandan :D) sakarya biletini de iptal ettirdim sonra ankaraya yeniden bilet aldım 😀
eee bize de zaman cıktı.. naapsak naapsak -aa dönme dolap değil mi şu :X, hadi gidelim 😀
lunapark kısmı en eğlenceli kısmıydı heralde e.shr gezisinin =)…
derken gün bittiiiğ
çooooook güzeldi, teşekkür ettim o zaman ayçaya =)
ben gar’a doğru yürürken ayça yurduna doğru gidecek olan tramvaya intikal etti.
@ankara
Hızlı trenle ankara yolcuğum başladı.. başlarda 35,40,50 ile giden tren 20 25 dk sonra 254’ü gördü :İ:İ
1.5 saatlik yolculuktan sonra ankaradaydım ama yanlış gar’da.. 😀 naapsak -kanka sen kızılaya gel ortada buluşalım -pekala 😀
kızılay’a metroyla geçtim(ki aslında metroya gidene kadar yaşanan kısım da olay) metrodan cıktığımda merterde hissettim kendimi, bi köşeye pusup arkadaşlarımı bekledim, derken elinde tabuyla yiğit’i gördüm yanında 4 kişi 😀 -mıçtık dedim tabu aldıklarına göre sokakta kaldık.. 😀
en son 7. sınıfta gördüğüm kadim dostum yiğit karşımdaydı 😛 😀 biraz laga lugadan sonra 6 kişi bi taksiye bindik ve kampüse girme planları yapmaya başladık, tabu kartlarından birini göstermem, ya da kendi üni. kartımı göstermem fikirler arasındaydı ama en bomba fikir yiğitten geldi -abi bence taksiyi sen kullan taksici abi için de birimizin babası deriz.. 😀 sadsadasd 😀
neyse bu fikir sadece güldürdü bizi… kapıdan geçerken kartı cıkarıyomuş gibi yapmamız yetti…
vee bilkent kampüsü…
yiğit sağolsun çok misafirperverdi…
erdem defalarca doğu kampüsten merkeze geldi, son gün otogara kadar geldi..
bilkent’i çok beğendim.. mesela gecenin bi yarısı çimlere oturup ankarayı seyrederken etrafınızda aynı şeyi yapan bi çok insan olabiliyo…
yurt düzenleri, yerleşimi, mimarisi fln.. çok beğendim… ortam da gördüğüm kadarıyla gayet iyiydi…
maç seyretme ortamı da çok güzeldi bence… yenilsek de baya stres attık yani…
başarılı…
böyle işte…
pazartesi akşamı sakaryaya döndüm… salı da istanbul =)
şimdi bu yazıyı evimden yazabiliyo olmanın mutluluğu içerisindeyim…
o değil de caner hastalanmış programımızı iptal ettik.. kendisine çoooooğk geçmiş olsun dileklerimi bu log aracılığıyla iletmek istiyorum :muck a lot.. =)
uzuuuuuğn zamandır göremediğim duyguyla görüşeceğim bugün, mutluyum be istanbuldayım…
blah blah blah…
dolu dolu bi gün :)
saat şuanda 04:01’i göstermekte… yurda 20 dk önce girebilmiş olmanın verdiği -hmm ne gibi bi kelime gelebilir ki buraya- verdiği bişeyle işte bu log’u yazmaya başlıyorum =)
gün’e 1. öğretimlerle girdiğim lineer cebir dersiyle başladım, lineer cebir dersinde yapılacağını düşündüğümüz quiz iptal edilmiş, bu iyi bi’şey mi oldu? bilmiyorum ki.. olsak da olurdu bence.. =) neyse sonrasında türk dili dersine girdim(ki bu dersin hocası önceki hafta quiz olmak istemeyenler şiir okuyabilir demişti) hoca sınıfa şiir okuyacak olan var mı diye sorduğunda tek el kaldıran olmak gerçekten ‘güzel’ bi’şeydi ! :İ 😀
ders sonunda okuyacağımı öğrendiğim şiire bir iki göz gezdirdim ders işlenirken bi sıkıntı olmadığına kanaat getirdiğimde hoca beni çağırdı.. ve ve ve lise ve dersaneden sonra sakarya üniversitesinde de “çocuksun sen” dedim =) beklediğimden daha iyiydi.. sınıfın tepkileri gayet hoştu falan fistan.. böyle işte.. sonra ingilizce quizi blah blah blah yurda döndüm işte…
gün bitti mi burda??? aslında yeni başlıyo.. =)
yurtta bi’şeyler atıştırdıktan sonra okula geri döndüm ve ‘maNga’ konseri için giriş kapısına dayandım baya bekledikten sonra içeriye girebildim.. 20:00’da başlayacağı söylenen konser 21:30da başladı.. ve uzuuuuuunca bi zamandır tatmadığım bi zevki tattım.. güzeldi çok güzeldi… konser bittiğinde terden sırılsıklam olmuş bi vaziyette dışarı cıktım… hava serindi ve yağmur çiseliyordu. hasta olacağımı düşünüyorum aslında ama hala bi belirtisi yok.. eee bitti mi? ı ı hala bitmedi geçtim genç bakışa 😀 içeriye girdiğimde saat 23:50’ydi ve hararetli tartışmların olduğu(ekrana yansımayan bazı durumlarda vardı bu tartışmalar arasında ancak feci yorgun olduğumdan ve duş almam gerektiğinde pek ayrıntıya inmeyeceğim) genç bakış programı 00:30 sularında başladı… ve 03:30… yurt kapısındayız… kapı kilitli hadi bakalım naaapcaz???? (aslında adımızı yazdırmıştık genç bakışa gitcekler listesine ama unutulduk heralde) bilgisayar odasında birileri vardır, camı taşlayalım diye düşünürken biri sigara içmeye dışarı cıktı o bilg. odasındakilerden.. e biz de baya mutlu olduk dağın başında dışarda kalmadığımız için..
böyle işte.. =)
Cem Adrian – Nereye Gidiyorsun
Süper bi’ şarkı ya 1-3-5-10-50 kere dinleyin bence… Adamda ses var, kullanıyo…
Video;
http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&videoid=50077211
Cem Adrian – Nereye Gidiyorsun (acoustic)
Mer | MySpace Videoları
Şarkı Sözleri; Çocuk, Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin, Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak. Kazı ayak izlerini birer birer kıyı kaldırımlarından. Bakma yüzlerine hiç, görme onları. Çocuk, Bu kez ağlama. Bu kez Git. Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş. Git derken bu kentten tükür yüzüne, Yalnızlığımın. Kalbini, kendini sök yavaş yavaş. Git derken bu kentten sakın ağlama, Sus. Umut ne yaptı sana? Bulut ne söyledi? Unut ne varsa vazgeçtiğin..! Yüzümde Korkularla, İçimde çığlıklarla, Kalbimde simsiyahlar. Nereye gidiyorsun? Yolları, duvarları geç yavaş yavaş. Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını. Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş. Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının. Ve unut ne yaptı sana! Unut neler anlattı. Unut ne varsa vazgeçtiğin! Yüzünde korkularla, İçinde çığlıklarla, Kalbinde simsiyahlar Nereye gidiyorsun? Hep bu şarkılarla, Kıymetsiz dualarla, Utanmaz bir yağmurla Nereye gidiyorsun? Yüzümde korkularla, İçimde çığlıklarla, Kalbimde simsiyahlar Nereye gidiyorsun? Bu sahte baharlarla, Kıymetsiz dualarla, Utanmaz bir yağmurla Yine mi gidiyorsun? Çocuk, Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı Çevir gökyüzüne başını. Bakma arkana! Daha sert basa basa, daha güçlü! Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla! Gitmek yenilmek değil kazanmak da! Gitmek gitmektir işte. Hepsi bu.
cumartesi
Yurtta geçen ilk cumartesi gününün sonuna yaklaşırken bi’şeyler karalayalım baka-lop;
Sabah’ın 7’sinde canerin tane 5 Lira’dan attığı ödemeli çağrılarla uyandım… Duşumu alıp hazırlandım hızlı bi’ şekilde, çantamı da hazırladıktan sonra çıktım dışarı… Hava bayağı kapalıydı tek tük yağmur tanelerine denk gelsem de ıslanmadan durağa kadar yürüdüm 20 dk minübüs bekledikten sonra gelen minübüse atlayıp çarşıya indim çarşıya vardığımda saat 08:17 idi trenim 08:40’da olduğundan bi’şeyler atıştırayım dedim simit sarayında bi’şeyler atıştırdıktan sonra gara geçtim. Ortada tren mren yoktu daha 10-15 dk var diye düşündüm, aradan 5 dk geçti güvenliğe sordum böyle böyle ne zaman gelir bu tren diye… Adam ‘hass’ diyen bi yüz ifadesiyle bana baktı trene 10 dk var nasıl yetişcen… Burdan çık sağa doğru git arifiye otobüslerine bin, koş koş(ama öyle bi koş deyişi vardı ki deli gibi koşmaya başladım :D) buldum otobüsü ne zaman kalkıyo? 8:40… Tren kaçta? 8:40 =)… koştuğum yoldan döndüm metro ve vib’e sordum eskişehir’e seferiniz var mı diye metronun gecenin bi yarısıymış vib’in yokmuş kamil koç’ta vardır dediler. Gittim Kamil Koç’a saat 8:52, 9:15’te otobüs var süper! Ordaki kadın servis yollasınlar diye otogarı ararken ben mutlu mesut paramı uzatmış biletimi bekliyodum, “-hmm demek 10:15’de yer var, anladım”… Blah Blah Blah…
Vazgeçtim… Döndüm ithaki’ye doğru yol almaya başladım -ithaki:çark caddesinde mesire yönünde yürürken migrosu geçtikten sonraki ilk sağa sapınca az ilerden girişi olan tenhada sakin bi kafe-… Oturur kitap okurum orda diyorum… Fiyasko 2: ithaki daha açılmamış… hadi bakalım dön minübüs durağına paşa paşa yurduna git… uyumana bak…
böyle işte gidemedim e.şehir’e =) kısmet değilmiş naabalım =)
Gün gayet sıkıcı bi şekilde devam etti yurtta…
Biraz önce “Okuyucu” Filmini izledim.. Başları +18 içeriğe boğulmuş anlamsız bi filmi yansıtıyodu ancak gelin görün ki 2. kısım’da bittim… özellikle son 40 dk’da çok etkilendim… 3-5 sahne’de saniyeler içinde gözyaşına boğuldum :'( :İ (tabi bi yandan da oda arkadaşım gelir mi acaba şimdi, görmese iyi olur beni böyle diye düşünüyorum) İzleyin demiyorum ama güzel
😀
Böyle bi cumartesi işte…
O değil de haftaya her dersten quiz var nerdeyse… Ders çalışmam lazım ufak ufak başladım ama yarın deli gibi kasmam lazım…
Aslında var daha söylencek bi’şeyler ama sonra devam ederim..
baş baş
Yakın isen yakarayım, uzak isen çağırayım.
biri vardı bi’ aralar…
