bir masal biter, sessizlik baslar..
Göremiyorum, duyamıyorum
artık dokunamıyorum çocuk!
Anlatamıyorum anlatamıyorum
artık ağlayamıyorum çocuk!
İnanmıyorum inanmıyorum
artık inanamıyorum çocuk!
Bilmiyorum bilmiyorum
artık sevemiyorum(!) çocuk!
***
03:43
“böyle olması gerekiyomuş işte”…
böyle bitti tüm masallar,
böyle bitirildi…
olması gerekenleri hep senden daha iyi bilenler oldu ama..
masalların hep mutlu sonla biteceği öğretilmişti oysa bize
masallarda kahramanların ya iyi ya da kötü olabileceği öğretilmişti..
bi kahramanımızın önce iyi sonra kötü olabileceği hiç aklımıza gelmedi belki de bu yüzden
ve masallarda kahramanlar hep önce mutsuz sonra mutlu olmalıydı,
çünkü böyle öğrenmiştik..
diğer kahramanımızın küçük bi’ an için mutlu, sonra büyük bi’ zaman dilimi için mutsuz olabileceği aklımıza gelmedi belki de bu yüzden…
ve biz masalları her zaman seveceğimizi zannetmiştik,
çünkü masallar, masaldı işte…
canımızı yakamazlardı…
biz öyle sanmıştık…
04:00 ~ 21.12.10 ~ bnymn
***
Bana ne yaptın…
Ne yaptın…
Ne yaptın…
Ne yaptın çocuk!
Bunu niye yaptın…
Niye yaptın…
Niye yaptın…
NİYE YAPTIN ÇOCUK.
( http://busesbenim.tumblr.com/post/2395874215/bana-ne-yapt-n-ne-yapt-n-ne-yapt-n-ne-yapt-n )
ütopik 5
sen aşk nedir bilmezsin,
beni sevmedin ki
***
ütopik, ütopik 2, ütopik 3, ütopik 4 …
***
orda mısın hala?
duyabiliyo musun beni?
yoksa en başa mı döndük yine..
“ürkmen yersiz”
ben hala karşındayım,
hala dolu gözlerle…
hea bi de değişmeye devam ediyorum.
‘sen aynı kaldıkça’..
aynı kal sen ama yine de…
****
geceler uzamaya,
günler kısalmaya devam ediyo…
geceler uzadıkça,
“düşünme fasılları” artıyo…
biri de şu o fasıllardan arta kalan düşüncelerden;
“kendine gel!”
***
ve bugünden arta kalan satırlar;
yalnız hissettiğim zamanlarda üşürdüm ben
yazın ortasında bile olsak…
daha önce hiç üşümediğim kadar üşüyorum şimdilerde
ve bunu kışa soğuğa bağlıyorum…
belki ben de inanırım zamanla diye…
***
ağla, ağlayabildiğin kadar..
bütün güzellikler send,
aşk bendedir…
hiç anlatamadım! hiç anlamadılar..
herkes neden düşman
herkes neden düşman…
***
(çok istedim bu arayı doldurmayı, ama olmadı..)
***
gelme yanıma
sen
başkasın
ben başka…
gece
sessiz sedasız açardın gecelerde…
kimse bilemez, göremez kuytularda…
***
geceler nimettir düşünmek isteyenlere…
geceler illettir düşünmekten kaçanlara…
***
uzuuuuuun bi’ geceye daha hoşgeldim o zaman..
***
sonsuz ve dipsiz sevdalarda, duygularda…
sakin, kimsesiz ve sahipsiz uykularımda…
monolog.
hey sen!
uzun bi’ aradan sonra oradasın yine,
biliyorum..
bişrev!
***
ne zaman akıllancan sen?
ya da akıllanmayı düşünüyo musun?
yolculuk nereye?
…
yolun sonu nereye varcak kestiremiyorum ben de..
yol var en azından..
…
bu kadarsın işte..
“en azından”ı en çokundan kullananlardansın..
…
olsun..
iyiyim ben…
…
sabaha kadar bi bok yapmadan pc başında oturuyosun
her günün daha bi boş geçiyo…
gittikçe monotonlaşıyo hayatın..
iyisin..
…
kolay mı sanıyosun?
boşvermek..
sallayabilmek..
ben istemiyo muyum?
…
başa dönelim o zaman..
ne zaman akıllancan sen?
nereye kadar gitcek böyle?
….
iyiyim ben!
***
bıraaaakma beni..
insanlar kötü…
sen benim, kovulduğum cennetimsin!
Hep aynı sessizlikle geliyor gece…
Hep aynı yalan dolan masalları dinliyorum yine…
***
“insan!
ne garip varlık!”
diye giriş yapmışımdır geçmişte bi’ çok yazıma..
ve sonra da insanın bu garipliğine alışmaya başladığımı söylemişimdir genellikle.
***
ne diyodum,
hea insan..
garip varlık vesselam…
***
seversin mesela sen insanı
ya da (klasiktir) sevdiğini sanarsın,
sonra o da seni sever belki,
ya da o da sevdiğini sanıyodur.
sonra bu ‘insan’ dediğimiz şeyin garipliği belirmeye başlar,
bi’şey olur
ne bileyim biri girer aklına
ya da fazla ütopik düşünüyodur hayal kırıklığına uğrar
ya da daha uçarısı olsun kafasına saksı düşer.
olamazsınız bi türlü.
***
seversin mesela sen insanı
ya da sevdiğini sanarsın ki bu klasiktir.
o farkında bile değildir belki.
büyütürsün gözünde
büyütürsün..
sonra buna aşk dersin.(ki buraya bi yıldız atmak zorundayım yazı sonunda değinilecek bi anektod olduğundan (*))
sonra aşk acıtır dersin
ama dedim ya farkında bile değildir malum maşuk.
yani aşk 2 kişilikse(aşık ve maşuk) ve maşuk olayın farkında bile değilse
geriye acıtabilecek tek bi unsur kalıyo aşık.
işte insan bu yüzden gariptir.
acıtan aşk değil insan ‘ta kendisi’dir..
***
seversin mesela sen insanı
yahut sevdiğini sanarsın ki bu klasiktir.
o da seni sever ve yanında olacağına söz verir bir ömür.
sonra bi’şey olur ne bileyim,
uzaklaşırsın
uzaklaşırsın
kaçarsın..
dedim ya insan gariptir, hem de çok.
***
bi yerlere bi yıldız koymuştuk parantez içinde: adamın birine sormuşlar “aşk nedir?” diye. adam da cevap vermiş: “valla bizim köyde kızı istemeye giderdin, verirlerse evlenirdin, vermezlerse aşık olurdun”. üstüne konuşmaya gerek yok sanırım.
***
Sen benim yarım kalan cümlelerimsin…
Hiç söyleyemediğim, söylemediğim o sözlerim…
