rss search

next page next page close

helal olsun, aşkolsun

biraz konuşalım…

***

gölge et.

kış aylarında değerlidir güneş,

kendini göstermesi bi  umuttur,

bulutların ardında olduğunun bilinmesi

kendini gösterdiği zaman oluşacak havayı tattıramaz hiç bi zaman.

bulutların ardında olduğunun bilinmesi

var olduğunu,

yani o anda var olduğunu

göstermez.

yaz geldiğinde

güneşin tam tepede olduğu anda

kafanı kaldırıp ona bakamadığın anda

bi gölgeye ihtiyaç duyarsın.

sen güneş olma.

sen sadece gölge et.

bu mevsimde gölgende olmak güzel.

sen sadece gölge et.

başka ihsan istemem.

***

şimdi kaldığımız yerden susabiliriz.

next page next page close

korku

bazen biri giriyo hayatına.

oturuyo karşına.

sen sağ elini kaldırıyosun, o sol elini. uyum bozulmasın diye.

sen nefes aldığında, o veriyo. yine uyum içinde.

aynı değilsiniz,

ama uyum içindesiniz.

sonra konuşmaya başlıyosun,

bazen kendini görüyosun onda

bazen olmak istediğini görüyosun.

yanına geçmek istiyosun,

daha iyi duyabilmek, hissedebilmek için.

ama o kalkıp tam arkandaki koltuğa sana sırtı dönük bi şekilde oturuyo.

nefes alışverişini hissedebiliyosun,

yaşadığını biliyosun.

ama göremiyosun.

her durakta biraz daha artıyo korkun.

indi mi, inecek mi.

korkuyosun.

inmesinden.

korkuyosun.

tekrar kalkıp karşına geçmesinden.

korkuyosun..

 

next page next page close

her neyse

– VI –

oluruna bırakarak geçmiyo hayat.

madem insanız,

madem düşünme yetimiz var,

madem bi kişiliğimiz var,

“oluruna bırakmak” da ne oluyor?

beni ilgilendiren hiç bi’ şey benim dışımda gelişmemeli.

bunu aldık bi kenara.

– VII –

büyümek göreceli bi kavram.

ilk bisikletini aldığında mı büyüdüm artık dersin?

ya da ilk kez bi kızın elini tuttuğunda mı?

yoksa ilk hokkalı dayağı yediğinde mi?

sakallarını kesmen gerektiğinde,

ya da şehir dışında okumaya gittiğinde mi?

herkes gittikten sonra, şehrin ışıklarına bakarken vay be(!) dediğinde mi yoksa?

bi anne için çocuğu hiç büyümez.

– VIII –

“-mış gibi yapmak” bu kadar normal olmamalı.

pollyannacılığın anlamı yok, ‘büyüdün‘ artık.

mutlu değilsin işte. öyleymiş gibi yapma.

– IX –

ne çöktün be bu kadar?!?

daha ne gördün de böyle oldun sen be!

önünde hayatının geriye kalan yarısı var,

ilk yarıda havlu atmak var mı öyle?

daha ‘çocuksun‘ sen.

haydi ver elini(!).

– X –

şimdi derin bi nefes al.

hayattasın işte.

yaşa.

next page next page close

geceler neyimize yetmiyor ki?

elimden tut…

yoksa düşeceğim

***

yine yine yine ben,

dönüp dolaşıp geldiğim yerde,

karşındayım..

sen nerelerdesin peki?

nerelere daldın yine?

gözlerini yakalayabilmek için çabalamak, elimden gelen tek şey.

başarısızlığa alıştım ama ben.

vazgeçmeye,

boşvermeye,

yalnızları oynamaya

alıştım işte ben.

umut,

yok.

*

ikilem demiştim bi yerlerde.

ikilem filan değilmiş bahsettiğimiz.

bi olan bi de olması gereken varmış.

ama olması gereken hiç bi zaman olmazmış.

masallar hiç bi’ zaman gerçek olmazmış.

insanlar geceleri masallarda.

gündüzleri öykülerde yaşarlarmış.

bundandır geceleri uzatmalarım.

bundandır gün ağardığında gözümü kapamalarım.

*

karanlığın en zifiri olduğu anda

git,

gideceksen.

gündüz gidenleri farkedemedim hiç.

gece olduğunda tekrar, hayaletlerini aldım yanıma ve yaşadım.

gecenin dibinde, karanlığın en zifirisindeyim,

git.

***

eğer şairsem,

beni tanırsan,

yağmurdan korktuğumu bilirsen,

gözlerim aklına gelirse,

elimden tut, yoksa düşeceğim.

next page next page close

girmiştin ya, kanıma…

http://fizy.com/s/12u5fp

***

(1)

inanmak?

zor şu saatten sonra,

oldukça zor..

güvenmek?

şu zamanda?

gülebilmek güzel şey yine de

sevgi?

işte bu varolmaya mahkum

en az nefret kadar..

mutluluk?

garip paradoks vesselam.

insana rahat batar.

*

(2)

hayat devam eder,

sen ne yaşarsan yaşa, darbeyi neyden alırsan al

devam eder.

düşünmez, “lan dur bi bakalım, noldu buna” diye,

devam eder.

*

(3)

bi de umut var..

yani kavram olarak ‘umut’ var.

yoksa umut pek kalmadı yani..

“umut yok” diyorum ya yer yer

ilahi güç, dünyadan umut kavramını çekerse neler olabilir bi hayal edelim.

dillendirmeyelim ama edelim işte.

umut olmazsa olmaz.

umut var, yok desek de var.

*

(4)

gitmek bazen gerekliliktir

bazen zordur,

bazen kurtuluştur,

bazen umuttur,

bazen sadece bi kaçıştır,

bazen ağlatır,

bazen korkutur,

bazen yokoluştur,

bazense sadece gitmektir işte.(*)

 

(*:c.adrian-nereye gidiyorusun ~ “gitmek gitmektir işte, hepsi bu.)

***

sen o kadar bi’şey söylemeden gidersin ki; üstüne milyonlarca şey söylenir.

next page next page close

incir reçeli – 2

-çocukken oturduğumuz mahallede saklanbaç oynardık, saklandığım yerde bulamayacaklar beni diye ödüm kopardı. heyecanla beklerken çişim gelirdi. her defasında bunu bahane ederek çıkardım saklandığım yerden. sobelemezlerdi beni. hastalığımı öğrendikten sonra da hep saklandım. saklandığım yerden hiç çıkmadım. bi çok şeye ihtiyaç duydum ama, sıktım dişimi. çünkü insanlar acımasız, tahammülsüz. hemen sobelerlerdi beni. sonra sen geldin. saklandığım yatağın altına başını uzattın…

-saklanıcak yer arıyodum.

-burası çok dar, burası karanlık, burası çekilir dert değil. git…

-buldum seni, gördüm, dokundum. sana dokunmak hayatın içinde durup dinlenmek gibi.

-sana dokunmak nefes almak gibi.

-sana dokunmak tüm kelimeleri yakmak gibi.

-sana dokunmak tüm insanalrı affetmek gibi.

-sana dokunmak hayatı temize geçmek gibi.

-sana dokunmak, ölüme inat gibi.

***

http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150207038678433

next page next page

helal olsun, aşkolsun

biraz konuşalım… *** gölge et. … kış aylarında değerlidir...
article post

korku

bazen biri giriyo hayatına. oturuyo karşına. sen sağ elini kaldırıyosun, o sol...
article post

her neyse

– VI – oluruna bırakarak geçmiyo hayat. madem insanız, madem düşünme...
article post

geceler neyimize yetmiyor ki?

elimden tut… yoksa düşeceğim *** yine yine yine ben, dönüp dolaşıp geldiğim...
article post

girmiştin ya, kanıma…

http://fizy.com/s/12u5fp *** (1) inanmak? zor şu saatten sonra, oldukça...
article post

incir reçeli – 2

-çocukken oturduğumuz mahallede saklanbaç oynardık, saklandığım yerde ...
article post