rss search

next page next page close

Şiir Denemesi…

Yağmur…
Son günlerde yalnızlığımı hatirlatir oldun.
Oysa eskiden ıslatmazdın beni sırılsıklam…
Oysa yalnız degilsin derdi her damlan…

Yağmur…
Son günlerde daha bi’ ağır her damlan.
Annem şemsiyeni al yanına dediğinde alıyorum artık.
Oysa eskiden şemsiye kullananlara gülerdim…

Yağmur…
Hakliydi belki de,
Beni yanlis anlayan o değildi de,
Kendimdim belki de…

Ne dersin?..
Yine ağırlaştı işte damlaların,
Sen de anladın işte!
Bi’ ben kaldım anlaması gereken
Bi’ ben…

next page next page close

Sahi sen kimdin?..

Şişelerdeki badeler gibi yıllanmış
Gönüllerde sevdan

Sahi kimdin sen?
Masal bahçelerinin
Hiç solmayan çiçeği mi?

Yorgun göçmen kuşlarının
Kanatlarını kaldıran sonbahar rüzgarı mı?

Sahi sen kimdin?
Anamın belediği benimle birlikte beşiğe
Sıcacık.

Alacakaranlıkta gözlerin
Birer ateş topu
Yıkıyor gönül tabularını
Sahi kimsin sen?
Çilekeş aşkların davetsiz konuğu.

Yürekteki fırtınanın devrilen ağaçları
Yuvasız kalan kuşları.

Göl ortasında susuzluğa susamış
Bir nilüfer mi?
Çöl ortasında yağmura aşık
Bir bedevi mi?

Sahi kimsin sen?
Bir yerlere yazmıştım adını
Bulabilirsem…

next page next page close

Sevgileri Yarınlara Bıraktık | e.ay

Kesinlikle Tamamını İzlemelisiniz…

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…
_________________________________

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bir de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım!

_________________________________

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?

_________________________________

bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma

_________________________________

Binlerce kez bilinmeyeni çözdüm,’sen’ bilinmeyenini henüz değil…
Bilinmezlerin ülkesinde,bilinmezin ta kendisisin.
Ulaşmak isteyip, bunun için zorlandığım tek kişisin.
Önemlisin,
Ulaşılamadığın için değil,
Yada bilinmeyenleri çözmeye alıştığımdan da değil.
Sen ‘ben’im ülkemden olduğun için önemlisin.
Bende var olduğun için sana verdiğim değer.

_________________________________

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

_________________________________

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun…

_________________________________

Sahi kimsin sen?
Bir yerlere yazmıştım adını
Bulabilirsem…

_________________________________

Bakakalırım giden geminin ardından,
Atamam kendimi denize,
Dünya güzel.
Serde erkeklik var,
Ağlayamam…

_________________________________

Gerçek bitti.
Yalandı bitti.
Gerçeğiyle yalanıyla,
Gerçekten bitti.

_________________________________

Sevgileri yarınlara bıraktınız,
Çekingen tutuk saygılı
Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;
Bitmeyen işler yüzünden
Siz böyle olsun istemezdiniz
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,
Aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı
Gecelerde ve yalnız
Vermeye az buldunuz yahut
Vakit olmadı.

next page next page close

Bitlis’li Babadan Oğluna Mektup

Üzerine olsun hakkın selamı, Kara gözlerinden öperem oğul
Almışam elime kağıt galemi, Hali ahvalimizi tökerem oğul
Hamd olsun iyiyiz şu ana gadar, Her senemiz geçen yıldan tey beter
Buralardan sual ederisen eğer, Ne var ne yok tek tek sayarem oğul
İnan bu gış altı metre yağdı gar, Şepe geldi her yan oldu tarumar
Hesaplarem hele yaza üç ay var, Midarem kalmadı dayanem oğul
İş güç yok tükyanda kar edenirem, Satış yapamirem mal alamirem
Öz yağımla bile gavrulamirem, Gorgamki aklımi atarem oğul
Sarı gızı sattım verdim oduna, Gücüm yetmez ya ayarmaya una
Zehreden zor atar gışın sonuna, Şaşirmişem nidem ne çarem oğul
Yağmurda hez oldu bağın duvari,leyi basti tarladaki nubarı
Bakamadım buta verdim davarı gardaşlaran ancak bakaram oğul
Burada ne derman var ne doktur hekim
Söyle fakir sen kim hasta olmak kim,gaderim cenk olmuş dönmüyor çarkım
Kimseye naz edip küsemem oğul
Deden öldi külkepeye köyledük,nenen hayde ziyarete bağladuk
Ne gün gördük nede rahat eyledük işte en çok ona yanarem oğul
Yamalı pantolum yamalı mintan,vaz geçtim bu gışta palto maltodan
Bu gidişle bi gün çıkıp gavadan özümü aşağı atarem oğul
Göndermişem seni böyük şehre okuyup dönesen gelesen bire
Emeğimi harcarisen boş yire,seni ters yatırur keserem oğul
Urda çokmiş kötü avrat sermiye,düşmeyesen oruspuya gahpeye
Rabbim seni belalardan sakliye,aklın başın devşir behdanem oğul
Umudumuz bir Allahtır birde sen,okuyasan böyük adam olasan
Bizi bu hallardan sen kurtarasan,sabırlan ayları sayarem oğul
Bu dünyaya nice açtim gözümi,yazan katip kötü yazmış yazımı
Böyle sürse ya boğaram özümi,ya bir gün filçeten giderem oğul
Dertliyem bitlisin öz halkiyem ben,bitlisin talihi gaderiyem ben
Bu kötü gaderi bir gün yenersem, Gözlerimi rahat kaparem oğul

next page next page close

Mona Rosa

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

next page next page close

İstanbul’a Kar Yağıyordu

Yetmiş dokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha
Yalan yok polisler de üşüyordu

On altı yaşındaydım
Her şeyi bükecek bileğim vardı
On altı yaşındaydım

Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
On altı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
On altı yaşındaydım
Yalan yok

Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti

Simdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
Koşarak ve ıslanmadan yaşıyordum
Bak
İstanbul’u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı

Yetmiş dokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Halic in arkasında toplanıyorduk
Gece adami içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu

Sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına bir kez olsun
Seni seviyorum diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu

Şiir Denemesi…

Yağmur… Son günlerde yalnızlığımı hatirlatir oldun. Oysa eskiden...
article post

Sahi sen kimdin?..

Şişelerdeki badeler gibi yıllanmış Gönüllerde sevdan Sahi kimdin sen? Masal...
article post

Sevgileri Yarınlara Bıraktık | e.ay

Sevgileri Yarınlara Bıraktık! Kesinlikle Tamamını...
article post

Bitlis’li Babadan Oğluna Mektup

Üzerine olsun hakkın selamı, Kara gözlerinden öperem oğul Almışam elime kağıt...
article post

Mona Rosa

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı...
article post

İstanbul’a Kar Yağıyordu

Yetmiş dokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul’a kar yağıyordu Kömür...
article post