rss search

next page next page close

olsun

çaresiz bütün kelimeler,

bir yalan gibi hep suçlu…

***

gecenin sabaha yakın saatlerindeyiz yine,

kelimeler gerçekten çaresiz bu gece.

gün ağarana dek ahenkli bi’ şekilde bi’ araya gelebilmeleri mucize olur sanırım.

olsun..

sessizliğin çığlığı,

duydun mu hiç?

sağır eder.

çırpındığını zannedersin ama hareket edemezsin.

haykırırdığını, yardım istediğini zannedersin ama çıtın çıkmaz.

nefesin kesilir.

sonra ‘geçecek’ dersin,

‘hep oldu, hep geçti’ dersin.

geçecek gibi değildir ama.

sonra

çok sonra gözlerini açarsın gün ağarmıştır.

hayat sen o kadar acıyı çekmene rağmen devam eder,

daha kötüsü farkında bile değildir senin haykırma, çırpınma çabalarının.

sonraki gece başını yastığa koyduğunda tekrar aklına gelir önceki gece,

korkarsın ama kaçamazsın.

sen korktukça onun adımları hızlanır.

sen kaçmak istedikçe o hızlanır.

sonra,

hayat devam eder.

sen düşersin,

kalksan da devam eder, kalkmasan da.

hayat hep aynı kalacak, sorun sende.

ne demek istediğimi bu kelimelerle anlaman mümkün değil,

bu yüzden çaresiz, bütün kelimeler..

***

içimde hergün ölen,

umutlar var,

olsun…

next page next page close

ne demek istediğimi sahiden anlıyo musun?

sana hiç dokunmadım ben,

dokunamadım.

bakamadım gözlerine, uzun uzun…

yanlışlıkla gözgöze geldiğimiz o nadir anlarda bile

kaçırdım, kaçırdık bakışlarımızı

özledim diyemedim sana hiç,

çok özledim ama.

aşık oldum demedim hiç,

aşk’ı bilmiyorum ben,

ama sevdim.

hoş onu da söyleyemedim ya, olsun.

seni ütopyamın ortasına yerleştirdim,

sonra oradan seslendim sana,

duymadın, duyuramadım sesimi.

sadece seni düşündüğüm uzun zamanlar oldu aslında,

ama şimdilerde gecenin sabaha yakın saatleri senin, düşünmek için, sadece.

ordasın hala, farkındayım

ama buradan görünmüyo artık orası…

neyse,

gün ağarmak üzere…

dedim ya aşkı bilmiyorum ben

ama sevdim…

next page next page close

kelebek ömrüne yas tutar gibi

her geçen gün artıyo, karşılaştığımız, selamlaştığımız, konuştuğumuz insan sayısı..

her biri bi yerlere bi’şeylere yetişme çabasında

herkesin bi yerlerde sorunları var

“şu da olsun”lar olmazsa olmaz..

toplumsal, sosyal bi tespit değil bu, herkesin bildiği bi’şey bu,

herkesin bildiği halde vazgeçmediği bi’şey..

“bu yazıyı yazayım, sonra ders çalışcam. sahiden bak.”

sonra bi de ütopyalarımız, ütopiklerimiz var.

dünya üzerinde olmayan şeyleri isteyip,

olan şeylere o olmayan şeylermiş gibi değer verip

üzülmelerimiz var.

“ders çalıştıktan sonra da bi film izlerim, oooh”

ideal’leri bi kenara bırakıp, elde’lere baksak

çözülcek tüm sorun.

ama sorunsuz bi hayat zor olur be,

bu kadar alışmışken 1 gülüp 2 somurtmaya.

yok yok istikrar sürsün, içimizde biriktirdiklerimiz büyüsün.

“filmin üstüne de bir iki mesaj, tamam olduk işte. ne o alaycı bakış, yapıcaz işte.”

yaşamayı unuttuk.

uykumuz kaçtığı için değil de, sadece kitap okumak istediğimiz için kitap okumayalı ne kadar oldu?

ya da herangi bişey yaparken değil de sadece müzik dinlemek için dinlemeyeli? tüm gereksiz düşüncelerden arınmış olarak..

ya da akşam 11de uyumayalı, sabah 5te uyanmayalı, ve sabahın o saatinde dışarıya çıkıp sessiz sokaklarda dolanmyalı ne kadar oldu?

***

bi insan için bi kelebeğin ömrü ne kadar kısa ise evren için de senin ömrün o kadar kısa.

zamanın kalmadı,

yaşa..

ertelemeden yaşa…

 

next page next page close

dön-me-k

“gitmek cesaret ister”

ya “dönmek”?

dönmeye cesaret edebilen görmedim ben.

dön ama sen.

ilk ol.

ilklerimden.

 

 

next page next page close

helal olsun, aşkolsun

biraz konuşalım…

***

gölge et.

kış aylarında değerlidir güneş,

kendini göstermesi bi  umuttur,

bulutların ardında olduğunun bilinmesi

kendini gösterdiği zaman oluşacak havayı tattıramaz hiç bi zaman.

bulutların ardında olduğunun bilinmesi

var olduğunu,

yani o anda var olduğunu

göstermez.

yaz geldiğinde

güneşin tam tepede olduğu anda

kafanı kaldırıp ona bakamadığın anda

bi gölgeye ihtiyaç duyarsın.

sen güneş olma.

sen sadece gölge et.

bu mevsimde gölgende olmak güzel.

sen sadece gölge et.

başka ihsan istemem.

***

şimdi kaldığımız yerden susabiliriz.

next page next page close

korku

bazen biri giriyo hayatına.

oturuyo karşına.

sen sağ elini kaldırıyosun, o sol elini. uyum bozulmasın diye.

sen nefes aldığında, o veriyo. yine uyum içinde.

aynı değilsiniz,

ama uyum içindesiniz.

sonra konuşmaya başlıyosun,

bazen kendini görüyosun onda

bazen olmak istediğini görüyosun.

yanına geçmek istiyosun,

daha iyi duyabilmek, hissedebilmek için.

ama o kalkıp tam arkandaki koltuğa sana sırtı dönük bi şekilde oturuyo.

nefes alışverişini hissedebiliyosun,

yaşadığını biliyosun.

ama göremiyosun.

her durakta biraz daha artıyo korkun.

indi mi, inecek mi.

korkuyosun.

inmesinden.

korkuyosun.

tekrar kalkıp karşına geçmesinden.

korkuyosun..

 

next page next page close

her neyse

- VI -

oluruna bırakarak geçmiyo hayat.

madem insanız,

madem düşünme yetimiz var,

madem bi kişiliğimiz var,

“oluruna bırakmak” da ne oluyor?

beni ilgilendiren hiç bi’ şey benim dışımda gelişmemeli.

bunu aldık bi kenara.

- VII -

büyümek göreceli bi kavram.

ilk bisikletini aldığında mı büyüdüm artık dersin?

ya da ilk kez bi kızın elini tuttuğunda mı?

yoksa ilk hokkalı dayağı yediğinde mi?

sakallarını kesmen gerektiğinde,

ya da şehir dışında okumaya gittiğinde mi?

herkes gittikten sonra, şehrin ışıklarına bakarken vay be(!) dediğinde mi yoksa?

bi anne için çocuğu hiç büyümez.

- VIII -

“-mış gibi yapmak” bu kadar normal olmamalı.

pollyannacılığın anlamı yok, ‘büyüdün‘ artık.

mutlu değilsin işte. öyleymiş gibi yapma.

- IX -

ne çöktün be bu kadar?!?

daha ne gördün de böyle oldun sen be!

önünde hayatının geriye kalan yarısı var,

ilk yarıda havlu atmak var mı öyle?

daha ‘çocuksun‘ sen.

haydi ver elini(!).

- X -

şimdi derin bi nefes al.

hayattasın işte.

yaşa.

next page next page close

geceler neyimize yetmiyor ki?

elimden tut…

yoksa düşeceğim

***

yine yine yine ben,

dönüp dolaşıp geldiğim yerde,

karşındayım..

sen nerelerdesin peki?

nerelere daldın yine?

gözlerini yakalayabilmek için çabalamak, elimden gelen tek şey.

başarısızlığa alıştım ama ben.

vazgeçmeye,

boşvermeye,

yalnızları oynamaya

alıştım işte ben.

umut,

yok.

*

ikilem demiştim bi yerlerde.

ikilem filan değilmiş bahsettiğimiz.

bi olan bi de olması gereken varmış.

ama olması gereken hiç bi zaman olmazmış.

masallar hiç bi’ zaman gerçek olmazmış.

insanlar geceleri masallarda.

gündüzleri öykülerde yaşarlarmış.

bundandır geceleri uzatmalarım.

bundandır gün ağardığında gözümü kapamalarım.

*

karanlığın en zifiri olduğu anda

git,

gideceksen.

gündüz gidenleri farkedemedim hiç.

gece olduğunda tekrar, hayaletlerini aldım yanıma ve yaşadım.

gecenin dibinde, karanlığın en zifirisindeyim,

git.

***

eğer şairsem,

beni tanırsan,

yağmurdan korktuğumu bilirsen,

gözlerim aklına gelirse,

elimden tut, yoksa düşeceğim.

next page next page

olsun

çaresiz bütün kelimeler, bir yalan gibi hep suçlu… *** gecenin sabaha yakın...
article post

ne demek istediğimi sahiden anlıyo musun?

sana hiç dokunmadım ben, dokunamadım. bakamadım gözlerine, uzun...
article post

kelebek ömrüne yas tutar gibi

her geçen gün artıyo, karşılaştığımız, selamlaştığımız, konuştuğumuz...
article post

dön-me-k

“gitmek cesaret ister” ya “dönmek”? dönmeye cesaret edebilen...
article post

helal olsun, aşkolsun

biraz konuşalım… *** gölge et. … kış aylarında değerlidir...
article post

korku

bazen biri giriyo hayatına. oturuyo karşına. sen sağ elini kaldırıyosun, o sol...
article post

her neyse

- VI - oluruna bırakarak geçmiyo hayat. madem insanız, madem düşünme yetimiz...
article post

geceler neyimize yetmiyor ki?

elimden tut… yoksa düşeceğim *** yine yine yine ben, dönüp dolaşıp geldiğim...
article post